Posts filed under 'Deneyimler Bütünü...'
Genel Eğitim Düşmanlığım…
Aslında genel psikoloji sosyoloji yada felsefe bölümünde yetişenler limitli bir beyne sahip bir çeşit toplumsal yönlendirme politikası gibi tüm felsefeciler AYNI konu üzerinde farklı fikirlere sahip farklı konu bulan yok eğitim psikolojisi dersleride adamlar nasıl öğretmen olmamızı istiyorlarsa onu gösteriyorlar farklı yada bilinçli öğretmen yetiştirmek deilki amaç…
Nası bi mantıkki sen adama nasıl eleştireceğini öğretiyorsun…Koyun psikolojisi…Her şekilde sen farklıyım desende senin farklılığını yaşayan bir sınıf eleman…O zaman farklı olan ne ? herkezin farklı fikirleri olmasımı? Sonuçta 3 seçeneğiniz var..ya itiraz edersiniz ya kabul edersiniz yada itiraz edip kabul edersiniz…her şekilde etkisinde kalırsınız…Etkisinde kaldığınız bir durumun dışına nasıl çıkacaksınız?
Ama tabi sonuçta herkez farklı birşey yapsa nolur? Toplum oluşmaz herhalde…İnandırma mevzunda kısaca yazdığım gibi herkez birini bulacak inandıracak…Herkez farklı kim kime inanacak? Sürekli çatışan bireyler…Dedim ya işte genel bir toplumsal yönlendirme politikası…Asıl soru bunun farkında olan kim?
Birilerinin bu işte parmağı olmadığı kesin..Bu insanlığın genel hali olsa gerek…Yani bu insanlığın doğal oluşum halimi? Topluluk halinde yaşamak?Toplumu oluşturmak asli ama gizil amaçlarımı?Yani doğal ortamında yaşayan diğer canlılar gibi…Bulduğumuz geliştirdiğimiz onca şey sadece daha iyisini yada farklısını bulmayımı amaçlar? Yada insanoğlunun kendi kendini tedavi etmesinemi?Kendinde var olanı(İnsan olma özelliklerini) yine kendisi için kullanıyor…Olması gerekende bu değilmi?
Galiba….
Add comment Ağustos 27, 2008
İnandırma mevzusu…
geçen gün migrosta aldığım kola + çikolota complexini ödemek için kasada beklerken 17 yaşındaki elemanın sigara istemesi ve kasiyerin yaşın kaç sorusu ile düşünmeye başladım…
aslında inadırma çabası birazda kişinin üstünlük sağlama isteği ile alakalı…yani ikna dediğimiz olay nedirki? sonuçta kişiler konu hakkında ne biliyorlarsa karşı tarafa iletme çabası içindedirler…aslında bu sölediklerim 2li durumlarda..yada diğer değişle inatlaşma dediğimiz olay…Bir çok kez kişisel olarak deneme şansımda oldu bu duruma ..olayın sonunda ben inandırmışsam zevk aldığımı ve eğer karşı kişiyi etkileyememişsem ayrıca kızgınlık ve hırs duygusu yarattı…Sabit bir bünyede bu iş nefrete yada diğer bastırılmış öfkeye yol açabilir ama takıntılı olmadıkça uzun süreli etkileri olmuyor..devreye sizin kişi ile ilişkileriniz giriyor ve savunma sisteminiz iyi geçinmeniz için bunları size bahane ediyor……
1 HAFTA SONRA GELEN GÜNCELLEME
aslında yazının geri kalanını çok iyi planlamıştım ama konuyu yazarken olaylara yaklaşma mantığımın yanlış olduğunun farkına vardım..birde sanırım yeterince basit ve temiz yazamadım…aslında yanlış deilde….biraz duygu yoksunu…sonuçta insanlar karşıdakilerine yaklaşırken alt etkilerinden öte duygusal bağlarlada yaklaşabilirler..aslında bu bağlarında alt sebepleri vardı ama yaklaşımda amaç yoktur…”Duygu” olarak görülür…aşk sevgi ilgi duyma yada görme gibi..tatmin edici sebepler…Aslında duygusuz deilim ama sanırım sorun ilgisizlik hastalığından kaynaklanan bir durum…yada arkadaşın tabiri ile odunum…kendimi sinirsel etki ile yönlendirmeden yeni kurtulduğumuda varsayarsak niyetim genel tabiri ile duygu duygulanmak yada hisslenmek denilen tabiri kendime yedirmek deil sadece olayı anlayarak yaklaşımımdaki engelleri kaldırmak…bu durum ben sınırlıyordu galiba..bu yüzden yeni tür drama,aşk ilişkiler hayat hikayeleri gibi türler üzerine kitap okumaya başladım ..bilmiyorum ne zaman biter ama bu ve geri kalan yazılarımı ona göre tekrar gözden geçirip tamamlamaya başlayacam ..yani kısa bi ara!!!
2.Güncelleme…
Aslında genel düşüncemi yapımı oluşturan teorilerin bi psikiyatri tarafından yorumlanıp ticari amaçlar doğrultusunda kullanıldığını fark ettim…elbette bu düşünce tarzını düşünen yada bulan bir çok kişi vardır..ayrıca bu doktorun bende önce bu işe el atmış olması büyük bir olası…
yazarımız doktorumuz David J. Lieberman olur…tüm tekniklerini okuyamadım ama edindiğim genel bilgiye göre davranışcı yaklaşımdan türemiş..bende öle ama ben kendimi baz alarak çıktım yola..genel toplum incelemesi ile deil..ayrıca arkadaş sürekli teknikler üzerine yoğunlaşmış…şunu yapın bunu düşünün…ezbercilik ve kukla ilişkisi..ne derse yapın cevap bekleyin…
bunun üzerine kendi teorimi farklı bir ortam ve boyuta taşımaya karar verdi..biliyorum böle düşünen 3-5 kişi var
hemde kitap yazacak kadar kendine güvende…
Teorimi farklı boyuta taşırken yani farklı amaçlara hizmetle..büyük ihtimal daha önce denediğim kontrol yolu ile psikiyatrik sonuçlar alma olayını geliştirecem…
Ki bu arada bu arkadaşa inat…size karşı yapılan tekniklere karşı cevap verme ve teknikleri kendi aleyhinizde kullanma becerisini kullanıma sunmayı planlıyorum…Oda hazırda ya yazılar arasında ama basitleştirip anlaşılabilir hale getirmekte iş…
3.Güncelleme….
O hırsın verdiği etkili ile 200 sayfalık kitabı az önce bitirdim…2günümü aldı…
okuduklarım basit ilgi çekme seneryoları idi…olması gerek ortak noktalar vardı sadece…yakın ama oldukça piyasa bir düşünce…Anti bi oluşuma gerek kalmadı galiba ama genede yapılan etkilerin farkında olma için ufak bir yazıyı hazırlamaktayım…
Burdan çıkarılan sonuç kitap ismine aldanılıp okunulamaz…
Add comment Ağustos 23, 2008
Kader Meselesi…
Ne zamandır aklımda olan mesele…
aslında kim neye nasıl inanmak istiyorsa ona inansın isterse yobazlaşsın banane!!! fikrini benimsemiş biriyimdir ama…artık bu konuda tartışmaya girmek ve her önüne gelene aynısını anlatıp aynı soruları cevaplamaktan bıktım…
Sevgili %99 müslüman cemati…Kader Tanrının sizin yapacaklarını önceden ayarlaması deildir…Sizin yapacağınızı önceden bilmesidir!!! Yani sana olacakları kimle evlenecen nası ölecen falan filan bunları önceden ayarlamamıştır…O sadece bilir…
Zaten sizin mantıkla gidersek…İntihar niye günah olsunki? Cinayetlerde öldürenin suçu nedir?Madem Tanrı bizi yönlendiriyor cennet ve cehennem niye varki? Madem herşeyimizi o belirliyor niye test ediliyoruzki?
Add comment Ağustos 18, 2008
3-5 laf söz alıntı…
Netteki izlerimi silerken bir muhabbet üzerine yaptığım yorumu gördüm ..1.5 sene öncesine dayanır ve yazma ihtiyacı gördüm..belki daha sonra tekrar okurum tekrar anımsarım diye..
” klasik karamsarlık ilkesi ve bunun nedenleri..şikayetler.
bence etkileyici değil ama tabi …görüşler farklı…ama bi şekilde bu bana kilişe yada klasik geliyor…her şeyde farklı bir anlam arama ve farklı yorum çıkartma istediği…belki bir şekilde farklı hissettiriyor ama…sonuçta aranan kişiliktir…gerçeği bulmuş…farklı kimliktede olsa içinde farklı bir kişilik beslemekte…göründüğünden farklı….
biraz abarttım mı ne ? “
————————————————————————-
A person who cannot live in society, or does not need to because he is self-sufficient, is either a beast or a god.
Aristotoles amcamız söylemiş..aslında bu amcaları pek sevmem ama arada böle güzel laflarıda olabiliyor…şimdi laf dedim bana lafın kralını Nietzsche söyler demesin kimse hastalıklı bir adamdan nasıl bir mantık beklersinizki?Anlam yüklü cümleler karamsarlık…kendini soyut bir simgle ile bütünleştirme…gereksiz melankoli takıntıları…zihni perdeleyebilecek her şey…
Add comment Ağustos 18, 2008
Psikolojik Yönlendirme…
Popüler adı ile insan kullanam sanatı…
Ben sizin olasık olan fikrinizi söylesem siz o fikri savunmaya devammı edeceksiniz ? Yoksa yenisini mi sorgulayacaksınız? Ki size bunu sorarken bile her cümlede bulduğunuz anlam sizde yeni açılımlara yol açmakta..istesenizde istemesenizde….Bu kısır bir döngü sonu yok…Aslında şu 3 cümledeki mantığı anlamak bile tüm düşünceleriniz zorlayabilir…Burda asıl belirleyici olan sizin kendi düşünce sisteminiz…Tabi böle bir sistemin kişinin kendinden uzak, üzerinde bulunduğu gezegendeki herşeyin karşımı olarak düşünürsek ve en başa dönerse.
Alacağınız her tepkide yada soruda yeni tepkiler oluşturacaksınız…
Her alınan tepki yeni bir çelişki demektir..yada yeni bir fikir oluşumu demektir..buna daha öncede düşündüğünüz fikri savunmaya devam etmenizde dahil.yeni tepkiyi karşılarken yeni geliştirmelerde bulunacaksınız..
Peki neden ?
Şu an için bunun tam nedenini bilemiyorum..başkası üzerinde gözlemleyemedim ayrıca kendi içindede buna cevap bulacak derinliğe ulaşamadım…
Sanırım olay insan temel düşünce sisteminin oluşumu ile alakalı…Sanki beyin her kelimeyi taglayıp o anki duruma ve olaya uygun yorumlar türetebilmekte…Buda sürekli düşünme döngüsünün açıklaması olabilir..tabi bunları beyinin sizin onu iç ve dış uyarıcılar ile doldurduğunuz şekli yapmakta…daha bilgi ve tecrübe daha fazla düşünce ve yorum demek olur basitçe…
İnsanları yönlendirme mevzuna gelince…düşünsenize en basitten siz birşey sölediğniz zaman karşınızdaki kişinin size hangi cevapları verebileceği üzerine olasılıklar türetiyorsunuz…bölece sölediğiniz cümleleri daha dikkatli seçerek kişiden duymak istediğniz cevaplara daha çok yaklaşırsız…Sonuçta onun cevap verme alanını kısıtlıyorsunz…Bu çok basit bir olay deil bazen karşınıza sınırsız cevaplar çıkabilir o zaman 2.bir daraltmaya gidersiniz.Santraçta bir sonraki hamleyi hesaplamak gibi…2.zor olan kısım ise karşınızdakini iyi tanımak…Ben bir kişi üzerinde bu şekilde yönlendirmelere başlarken doğal sorular üzerine tepkilerinden başlarım…Nasıl bir mantığı var doğal tepki süreçleri nasıldır? Neye göre yorumlar…Tabi bunlar bilgi gerektirmekte…Bu bilgi sizin karşınızdaki hakkında ne kadar bildiğiniz yada onu ne kadar tanıdığınızdır…Bu işe öncelikle kişinin içinde bulunduğu ortamı, birlikte yaşadığı toplumu bilerek başlarsınız…Sonraki aşama ise sizin kişiği ne kadar tanıdığınız..bunu ise sizin kişi ile olan ilişkilerinizi etkileşimlerinizi ve onun size olan davranışlarını yorumlayarak anlayabilirsiniz…
Daha öncede dediğim gibi her bir cümlede kişide yeni düşünceleri tetiklemekte…Asıl işimizi kolaylaştıran nokta isi bunların bilinçdışında oluşması…yada bilinçaltında olması…Bu bir şekil ezbere konuşmak gibidir…Kişi etkilendiği durumları farkında olmadan yorumlar…
Elbette her yorum birbirinden farklıdır ama sonuçta çıktıkları nokta aynı yerdir…Bi matematik problemine farklı yollardan ulaşmak gibi…Ayrıca temel konularda oluşabilecek düşünce kaynağını iyi bilmek ve mantığını anlamak gerekir..Hani karşınızdaki kişi yorumlarken siz olayın tam olarak neyden ibaret olduğunu bilmelisiniz…Diğer bir deyişle o kaynağı çözümleyip geldiği yeri bilmelisiniz…Ancak bu şekilde kullanılabilir..
Milyonlarca insan milyonlarca farklı yorum demektir.2.kısıtlama alanınız ise burasıdır…Kişiyi tanıdıktan sonra verebileceği cevapların diğer değişkenlere göre farklılıklar göstereceğini bilmeniz…Yani insan olduğu noktasından başlanılıp ırkına dinine yaşına cinsiyetine hatta ismine bile indirgenebilir…Basitçesine bir örnek temel olarak bir bayandan bir durum karşısındaki alacağınız tepki bir erkeğe göre duyguların daha ön planda olduğu bir tepkidir…Yada bir ergenin vereceği bir cevap yada tepki daha saldırgan ve tutarsız olması gibi…Bu şekilde fazla etiketle yani fazla ayrıma gitmekle..(yaşı,cinsiyeti,ilgileri,hobiler,nefret ettiği şeyler ile) daha fazla olasılık üretirken daha yakın tahminlerde bulunmanın yoluda budur..
Ayrıca konu dışı ufak bir bilgi…Bazı görüşler kişi ya bulunduğu toplumdan çıkarak tüm insanlığa yayılabilir…Aslında burdaki görüşler tam olarak durumlar karşısındaki tepkileri…İnsanları genelleyip ne düşünceklerini tahmin etme cabasının mantığının çıkış noktası budur…%100 özerk bir düşünce sistemi yoktur…Globalleşme denilen süreçte aslında tam olarak bunu anlatmaktadır..Yada Avrupalıların ortak kültür ortak tarih fikri.
Ayrıca bu yöntemde tek faydalanılan genel düşünce sistemleri deil aynı zaman toplumların yada kişilerin psikolojik özellikleri ilgileri duygular vs. Soruları sorarken kişilerin neye evet neye hayır diyebileceğini tahmin etmek ve bunu ağaçlandırıp amaca ulaştırmak…
Aslında burdaki fikirler ve düşünceler tamamen bir teori…gerçi bir çok deneme ve karşılığını alma fırsatı buldum…Zaten insanlar ister istemez böle bir yönlendirmeyi istedikleri zaman yapabiliyorlar…Tabi bu kadar detaylı düşünerek deil…Aslında tam olarak böle değil…Kimi zaman isteklerini daha fazla vurgulayarak yada sık sık vurgulayarak yada bir çeşit acındırma yaparak, ısrar ederek vs…
Benim anlattığım durum ise tamamen bilinçli bir şekilde yapılarak ve karşıdaki kişiyi zorlamadan hatta onun farkına varmadan yapılan bir durum…Öyleki sonuçta siz kişinin kendi mantığını kullanarak istemediği bir cevabı verdiriyorsunuz yada farklı bir alanda kendi istemesede bu şekilde kişiye kendi içinde geçerli bir mantık yaratıp kendine kabul ettirmesine sebep oluyorsunuz…Yada bazı zamanlar kişiyi çelişki içinde bırakıyorsunuz ve sonradan gelen mantığın sizden de destek bulduğunu görüp kabul ediyor..
Kişinin temel inançlarını ve bağlılıklarını zorlamadıkça yada durumdan sonra olumsuz bir süreç yaşamadıkça geri dönüp düşünmeye değer bulmuyor…Buda kullanmak sakınca olmadığını onaylıyor…
Temelde aslında 2 durum ortaya çıkabiliyor…
1)Kendi mantığı ile istemediği cevabı verdi yanlış olabileceğini biliyor ve zıt mantık türetebiliyor ama neden olmayacağına karşı bir düşünce geliştiremiyor.Bu durum onu her zaman sizin istediğiniz mantığı kabul etmemesine yol açabiliyor…Burda ayrıca bir ihtimal var tabiki çelişkide olup diğer mantığı seçme ihtimalide var…bunun için sizin olmasını istediğinizi daha güçlü etkenlerle desteklemeniz gerekmekte…
2)Yine karar kendi düşüncelerinin ürünü ve bunu size sölediğinde size kabul ettirmiş duygusu yaşıyor bu şekilde yine mantığına destek bulup kabul ediyor..yada farklı olarak geri çekilmek istediğinde çelişkiden dolayı karşıt düşünce geliştiremiyor ve kabul ediyor…Tabi bu durumlar genel insanlığın temel karakteristiğini baz alınarak düşünülmüş…Yani insan id in ve üstego sunu tatmin eder biçimde…Buna farklı olarak karşınıza farklı karakterde kişiler çıkabilir…o zaman kabul ettirme oldugusunu daha güçlü ve onun inançlarına uygun bir biçimde yapmalısınız…Mesela eleştirisel bir kişilikle sizde olayı bir eleştiriden yolaçıkarat anlatırsınız…
Son olarak bu işteki en önemli etken sizin dili nasıl kullandığınız ve cümle seçimi…Karşınızdaki kişiği tam olarak ne kadar tanıdığınızdır…Bu teknik diğer anlatılan basit yöntemler gibi bir çeşit dikkat çekme yönetemi değiş…Aksine kişinin farkına varılmadan yaptırılan bir durumdur…Kişi sizin ne düşündüğünüzün farkına varabilir bir amacıda budur ama bu düşüncenin altındaki temeli yani yönlendirme isteğinin farkına varamaz…Teorininikna durumdanda farkı ise ikna etme sürecinde sizin istekleriniz öne çıkar ve karar aşamasında durumun olma ihtimalleri hesaplanır.Bu teoride ise sizin sölediğiniz cümler kişinin düşünebileceği fikirler olmalı..bölece siz konuştukça her cümlede yeni etki olacak kişi dikkatini oraya çekecektir…Tabi bu etki sizin sonucunuz yakın düşüncelerdir…
Yeterince olasılık hesaplama yeteneğiniz varsa kişileri istediğiniz gibi yönlendirebilirsiz…İyi yada kötü…bu size kalmış..
Tabi yazıdaki temel fikirden yola çıkara son cümleyi okuduğunuzda sizde ne tür bi etki yaratacağını tahmin edebiliyorum..okuyup bulmak sizin elinizde…neyin etkisinde kaldığınızın farkına varmak!!!
Her ne kadar siz böle bir durumdan etkilenip başarmaya kalkışsanızda olmayacaktır…Çünkü bu düşüncenin temelini atan benim sizin yapacağınız sadece sizdeki etkileri düşünüp demeye kalkışmanızdır…
Olay zeka ile alakalı deil ama olabilirde…Böle bir yazıdan sonra çıkartılabilecek sonuç benim egomu fazlası ile sevdiğim kanısıdır..ama öle değildir…en azından onuda biliyorumki bu davranışlarımı yönlendirmeye yeterli…
Yazıyı olabildiğince kısaltmak istedim(1o a 1 oranında) sonuçta kaç kişi ilgiduyarak okurki? Ayrıca bu yazıdan sonra amaçsızca tüm insanlığı savunmaya geçebilecek kişiler olacaktır…Bizi nasıl kullanırsın falan filan…Ayrıca yazıda şunu yapın bunu yapın diye yazmak istemedim…ufak bir yöntemin mantığını göstererek aklınızda olayı canlandırmaya çalıştım…burdan çıkarak kendi yolunuzu geliştirmeniz en iyisi…Benimki sizin bi işinize yaramaz…
Merakınız varsa buyrun sorun!!!
Her konum yoruma açıktır…
Add comment Temmuz 27, 2008